Kategoriler
Sanat

Yaratıcılık sınırlarını zorlayan 10 tuhaf Japon tuvaleti

Tuhaf mi yoksa keyifli mi olduğuna karar veremediğimiz sıra dışı tuvalet tasarımlarının hepsi Japonya’nın Okinava adasında bulunuyor.

Japonların yaratıcı tasarımları ile geçmişten beri pek çok alanda sınırları zorladıkları ise tartışılmaz bir gerçek. İlginç kişilikleriyle dikkat çeken Japonlar çeşitli şeyleri hayvan şekillerine veya sevimli karakterlere benzetmeyi gerçekten çok seviyor. Mobil aplikasyon kullanarak kendi fotoğraflarını sevimli hayvanlara çevirme konusunda oldukça iddialı olan Japonların en azından ayıcıklı şekerlemelerine  rastlamayan yoktur. Japonlar bu tutkuları mimari alanda da kendini gösteriyor.

Gelin bu tuhaf ama eğlenceli tuvalet tasarımlarına gelin birlikte bakalım..

1. Bu dev kütüğün içinde işinizi görürken pencereden bakan bir ağaçkakanla karşılaşma ihtimaliniz yüksek.

2. Beton ve paslı metalden oluşan bu dev böceğin içinde karşılaşacağınız gerçek böcekleri mazur göreceğinizden hiç şüphe yok.

3. Eğitim aslında tuvalette başlar, kimse sizi kandırmasın.

4. Dinazor şeklinde stilize edilmiş bir tuvalet. Her şey kabul ama bu koca yaratığın başının olmaması biraz ürkütücü değil mi?

5. Kendinizi küçük bir balık yerine koyarsanız büyük balık sizi yutmaya dünden razı.

6. Timsah gözüne benzer tek kişilik sıra tuvaletler.

7. Portakalın içinde ihtiyaç görmek gerçekten tuhaf bir duygu olsa gerek. Oysa biz onu soyup baş ucumuza koymaya alışmıştık.

8. Kaplumbağa şeklindeki bu tuvalet sizi başak dünyalara götürecek.

9. Masalsı yapısıyla evcilik oynamak için oldukça müsait gözüken ilginç bir tuvalet.

10. Modernizmi damarlarınızda hissedeceğiniz, bir yandan işinizi görürken diğer yandan içeceğinizi yudumlayacağınız enfes bir mekan.

Kategoriler
Mimarlık Sanat Tarih

Tanrılara adanmış en büyüleyici mimari yapıt: Panteon

Roma’da bulunan Panteon, görkemli kubbesi ile dünyanın en önemli anıtsal yapıları arasındadır. Kelime olarak Tüm Tanrılar anlamına gelir. Bir mimarlık harikası olmasına rağmen mimarı bilinmez.

Michelangelo Panteon’u ilk gördüğünde; bu yapının insan işi değil, ancak meleklerin işi olabileceğini söyler.

1. M.Ö. 27 yılında Pagan tapınağı olarak inşa edilmiş

Yangınlar ve isyanlarda tahrip olan yapı, M.S. 126 yılında İmparator Hadrian tarafından bugünkü haline en yakın şekilde yapılmış.

2. Roma’nın en iyi korunmuş antik yapısı

Tarihi yapı, M.S. 608 civarı kiliseye çevrildiği için iyi bir şekilde korunabilmiş.

3. Burayı üç kere konsül seçilen Lucius oğlu Marcus Agrippa yaptırmış

Giriş kısmında M.AGRIPPA.L.F.COSTERTIUM.FECIT yazar.

4. Kubbenin ortasında bulunan boşluğa Latince “göz” anlamına gelen “Oculus” ismi verilmiş

Zemindeki giderler sayesinde yağmur yağdığında yapının içini su basmıyor.

5. Oculus ile ilgili pek çok efsane bulunur

Dev yapının tepesinden içeri süzülen gün ışığı yücelik hissi yaratır ve mekanın büyüleyiciliğini vurgular.

6. Yapı yüksekliği ve kubbe çapı 43,3 metre

7. Bir zamanlar altın olduğu söylenen dev bronz kapı

4.9 metre eninde ve 7.53 metre yüksekliğindeki anıtsal bronz kapı, Roma dönemi kapılarının bilinen en büyüğüdür.

8. İtalya’nın ilk iki kralı Vittorio Emanuele II ve Umberto I gibi önemli kişilerin lahitleri burada bulunur

Kategoriler
Mimarlık Sanat

Gaudi’den bir sanat ve mimarlık başyapıtı: Casa Mila

Modern mimarlığın başlıca yapıtlarından olan Casa Mila 1906 ve 1912 yılları arasında Antoni Gaudi tarafından, iş adamı Pere Mila i Camps ve eşi Roser Segimon i Artells için inşa edilir. Kayadan oyulmuş izlenimi veren doğal taş cephesi nedeni ile La Pedrera: Taş Ocağı olarak da adlandırılır. Barselona’nın en ünlü ve etkileyici yapılarından Casa Mila, 1984 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girer.

Casa Mila Türkçe’de Yeni Sanat anlamına gelen Ar Nuvo (Art Nouveau) stilindedir

Klasik estetik anlayışına tepki olarak ortaya çıkan Ar Nuvo, kıvrımlı hatlar ve bitki desenlerinin sıklıkla kullanıldığı, zarif dekoratif süslemeleri ile bilinir. Gaudi’nin doğadan esinlenerek, organik formlarla tasarladığı Casa Mila eşi bulunmaz özgün bir mimarlık harikası.

İçinde Gaudi’ye adanmış bir müze, Caixa de Catalunya Galerisi ve özel konutlar bulunuyor

Üst katı, çatı arası ve çatı alanı ziyarete açıktır. Ayrı girişleri olan iki bloktan oluşan, bodrum dahil dokuz katlı binada, farklı katlarda yaşayan kişilerin sosyal etkileşim sağlayabilmesi için her iki katta bir asansör kullanılmış.

Birbirinden farklı kat planları, geniş pencereler ve iç avlular sayesinde aydınlık iç mekanları, özel balkon ferforjeleri, heykel bacaları ve farklı yüksekliklerde kemerlerden oluşan çatı konstrüksiyonuyla büyüleyici bir şaheser.

Görkemli giriş kapısı, mitoloji ve bitkileri referans alan tavan ve duvar resimleri, sandalyesinden, koltuğuna ve kapı kulpundan dolap kulpuna  kadar her detayı Gaudi tarafından özenle tasarlanmış bütünsel bir mimari örneği.

Casa Mila Gaudi’nin Sagrada Familia Kilisesi’nden önceki son yapıtıdır.

La Pedrera – Doğanın başyapıtı

Kategoriler
Mimarlık Tatil

Mutlaka görülmesi gereken 6 özel tasarımlı Kopenhag oteli

Dünyanın yaşanabilir en iyi şehirleri arasında yer alan Kopenhag’da; Tivoli Bahçeleri, Küçük Deniz Kızı Heykeli ve Stroget gibi  görülmesi gereken yerlere özel tasarımları ile dikkat çeken oteller de eklenebilir.

Nobis Otel

Orijinal mimarisine sadık kalınarak eski bir konservatuar binasından dönüştürülen otelin Nobis Suiti; yüksek tavanı, görkemli kapı ve pencereleri ile masalsı ve büyüleyici bir atmosfer sunar.

Otel Alexandra

50’lerden ve 60’lardan esinlenen retro tasarımı, vintage mobilyaları ve modern sanat eserleriyle bir müzeyi andıran Otel Alexandra’nın en göz alıcı odası çarpıcı renkleriyle Verner Panton suitidir.

Otel Sanders

Bale sanatçısı sahibi tarafından eklektik anlayışla yenilenen Otel Sanders, duvarları süsleyen sanat eserleri, tiyatro setlerini andıran odaları ile sıcak ve samimi bir ev ortamı sunar.

Vipp Otel

Vipp Otel ayrı yerlerde ve ayrı konseptlerde suitlerden oluşur.

Kopenhag’da eski bir matbaadan dönüştürülen 400 metrekarelik alanı ile Vipp Loft şehrin en büyük otel odasıdır.

55 metrekarelik sade tasarımlı çelik bir yapı olarak doğanın önemini vurgulayan Vipp Shelter İsveç ormanlarında bulunuyor.

Thekrane

Thekrane, 1970’lerden kalma terk edilmiş bir kömür vincinin içinde; tek odası, spa, toplantı odası ve panaromik manzarasıyla etkileyici ve sıra dışı bir oteldir. Kömür vinci olan geçmişine atıf olarak otelin tüm detayları siyahtır.

Radisson Blu Otel

Danimarka’nın ilk gökdeleni Radisson Blue Otel defalarca yenilenmiş olsa da orjinal estetik anlayışını muhafaza eder. Ünlü mimar Jacobsen’in “Yumurta” ve “Kuğu” sandalyeleri gibi özel tasarım mobilyalar otelin dekorasyonunda önemli yer tutar.