Koreli sanatçıdan mutluluğun tarifi niteliğinde illüstrasyonlar

Myeong-Minho adlı Güney Koreli sanatçı, birbirinden etkileyici illüstrasyon çalışmaları ile dünyanın dört bir yanından insanların ilgisini çekmeyi başarıyor.

Sanatçı, sıradan bir çiftin günlük hayatına dair samimi ve sıcak anları resmediyor. Bir çok çalışmada görülen kedi, sanatçının gerçek hayatta sahip olduğu Dorim adlı kedidir.

Dorim ile tanışmaları çok ilginç. 2016 yılının sonbaharında Dorimcheon nehrinin kenarında çizim yaparken bir kadın gelip yavru kediyi bir kaç dakika tutmasını rica ediyor ve ardından kayıplara karışıyor. Myeong-Minho tabi ki yavru kediye kıyamıyor ve onu ömürlük yuvasına götürüyor.

Sizi, başarılı sanatçının içinizi ısıtacak çalışmaları ile baş başa bırakalım.

Instagram | Grafolio

1. Rutin işler

2. İyi geceler

3. Yeni yıl gecesi

4. Paylaşmak

5. Mutluluğu bulmak

6. Güzel bir hafta sonu

7. Yorucu bir gün sonu

7. Mutlu anılar

8. Birlikte film izlemek

9. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur

10. Sabah kahvaltısı

11. Romantik bir doğum günü

12. Aynı kitabı okumak

13. Mutluluğun resmi

14. Komik şeyler anlatmak

15. Çiçeklerle ilgilenmek

16. Gerçeği anlattıktan sonraki korku

Dünyanın en üzgün kedisi sanılan Luhu

Sevimli kedi Luhu, sahibi Maggie Liu ve 2 kardeşleriyle birlikte Çin’in başkenti Pekin’de yaşıyor.

Evdeki diğer kedilerle aynı şartlarda yaşıyor olsa da sürekli üzgün görünüyor.

Kısa sürede pek çok kişinin ilgisini çeken sevimli kedi, “dünya’nın en üzgün kedisi” olarak tanındı fakat gerçekte öyle değil.

Kedisinin sanıldığı gibi üzgün olmadığını, kardeşleriyle birlikte mutlu bir hayat geçirdiğini belirten Maggie; Luhu’nun henüz iki haftalıkken göz enfeksiyonu geçirdiğini ve ameliyat olmak zorunda kaldığını ifade ediyor.

Ameliyattan sonra görüş alanı kısıtlanan sevimli kedi, bir şeye odaklanmak için gözlerini kocaman açıyor ve göz kapakları düşüyor; bu da onu üzgün, bir o kadar da sevimli bir görüntü  veriyor.

Instagram hesabı çok sayıda insan tarafından takip edilen Luhu’nun aldığı yorumlar iç ısıtacak türden.

Instagram

Ünlülerin yeni takıntısı: Ruslan Baginskiy şapkalar

Instagram şu sıra Kievli tasarımcı Ruslan Baginskiy imzalı şapkalarla yıkılıyor.


Rosie Huntington

Bella Hadid

Olivia Culpo

Elsa Holsk

Romee Strijd

Şapkaların fanları arasında yeni nesil süper model Bella Hadid, Victoria Secret meleği Elsa Hosk, Cindy Crawford’un kızı Kaia Gerber, sarışın Kardashian Khloe, Rosie Huntington Whiteley, Irina Shayk, Vanessa Hudgens, Chiara Ferragni, Nicky Hilton, Paris Hilton ve tabii ki olmazsa olmaz Şeyma Subaşı da var; buyursunlar:

Nighty Night Miami ?

Seyma SubasI (@seymasubasi)’in paylaştığı bir gönderi ()

Peki bu şapkaları nerede bulabiliriz?

Her ay ayrı bir renk ve kumaşla yeni versiyon şapkalar geliyor ve biz bıkmıyor, baktıkça bakıyoruz. Ben geçen yıl, siyah Baker Boy modelini, Instagram’da oldukça aktif olan DJ Nastia’dan görmüş, yine Instagram üzerinden Ruslan’a yazarak satın almıştım. Ancak bu kadar ünden sonra “Instagram satışımız bitti bebeğim Paris butiğimize bekleriz” derler mi bilemiyorum.

Gaudi’den bir sanat ve mimarlık başyapıtı: Casa Mila

Modern mimarlığın başlıca yapıtlarından olan Casa Mila 1906 ve 1912 yılları arasında Antoni Gaudi tarafından, iş adamı Pere Mila i Camps ve eşi Roser Segimon i Artells için inşa edilir. Kayadan oyulmuş izlenimi veren doğal taş cephesi nedeni ile La Pedrera: Taş Ocağı olarak da adlandırılır. Barselona’nın en ünlü ve etkileyici yapılarından Casa Mila, 1984 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girer.

Casa Mila Türkçe’de Yeni Sanat anlamına gelen Ar Nuvo (Art Nouveau) stilindedir.

Klasik estetik anlayışına tepki olarak ortaya çıkan Ar Nuvo, kıvrımlı hatlar ve bitki desenlerinin sıklıkla kullanıldığı, zarif dekoratif süslemeleri ile bilinir. Gaudi’nin doğadan esinlenerek, organik formlarla tasarladığı Casa Mila eşi bulunmaz özgün bir mimarlık harikası.

İçinde Gaudi’ye adanmış bir müze, Caixa de Catalunya Galerisi ve özel konutlar bulunuyor.

Üst katı, çatı arası ve çatı alanı ziyarete açıktır. Ayrı girişleri olan iki bloktan oluşan, bodrum dahil dokuz katlı binada, farklı katlarda yaşayan kişilerin sosyal etkileşim sağlayabilmesi için her iki katta bir asansör kullanılmış.

Birbirinden farklı kat planları, geniş pencereler ve iç avlular sayesinde aydınlık iç mekanları, özel balkon ferforjeleri, heykel bacaları ve farklı yüksekliklerde kemerlerden oluşan çatı konstrüksiyonuyla büyüleyici bir şaheser.

Görkemli giriş kapısı, mitoloji ve bitkileri referans alan tavan ve duvar resimleri, sandalyesinden, koltuğuna ve kapı kulpundan dolap kulpuna  kadar her detayı Gaudi tarafından özenle tasarlanmış bütünsel bir mimari örneği.

Casa Mila Gaudi’nin Sagrada Familia Kilisesi’nden önceki son yapıtıdır.

La Pedrera – Doğanın başyapıtı

Yumruklarıyla dünyayı yerinden oynatan 10 efsane boksör

Boks, her ne kadar bazı çevreler tarafından vahşice bulunsa da, geçmişten beri geniş kitlelerin ilgilendiği bir spor dalıdır.

Yaşadıkları dönemde yumruklarıyla dünyayı yerinden oynatan 10 efsane boksör; kimi şampiyonluklara doymadı, kimi hiç nakavt olmadı.

1. Muhammad Ali

“Kelebek gibi uçar arı gibi sokarım” mottosuyla 1960-1981 yılları arasında ringlerde boy gösteren, boks dünyasının kralı olarak anılabilecek bir isim. 56 galibiyetin 37’sini nakavtla sonuçlandıran boksörün yalnızca 4 mağlubiyeti var.

2. Sugar Ray Robinson

1921 doğumlu Sugar Ray Robinson gerçekten inanılmaz bir boksör. Muhammed Ali onun gelmiş geçmiş en iyi boksör olduğunu her fırsatta ifade etmiştir. 1940-1965 yılları arasında ringlerde rüzgar gibi esen sporcu, 173 galibiyetin 109’unu nakavtla sonuçlandırmıştır. Bunun yanı sıra 6 beraberliği var fakat hiç mağlubiyeti yok.

3. Joe Louis

1914 doğumlu Joe Louis, “Kahverengi Bombacı” lakaplı bir Amerikan efsanesidir. 66 galibiyetin 52’sinde rakibini nakavt eden sporcunun sadece 3 mağlubiyeti var.

4. Mike Tyson

1966 doğumlu “Demir Mike” lakaplı Mike Tyson, Ağır Sıklet Boks Şampiyonu olan en genç boksördür. 1985-2005 yılları arasında 50 galibiyetin 44’ünü nakavtla sonuçlandırır, mağlubiyet sayısı ise sadece 6’dır.

5. Sugar Ray Leonard

1956 doğumlu Sugar Ray Leonard gerçekten İnanılmaz bir sporcu. 100 milyon dolardan fazla kazanan ilk boksör. 36 galibiyetin 25’inde rakibini nakavt ederken 1 beraberliği ve sadece 3 yenilgisi var.

6. Julio Cesar Chavez

1962 doğumlu Julio Cesar Chavez, 10 yıllık süreç içinde hiç yenilmeyen bir Meksika efsanesi. 1980-2005 yılları arasında ringlerde boy gösterdi. 107 galibiyetten 80’ini nakavtla sonuçlandırırken sadece 6 kez mağlup oldu.

7. Oscar De La Hoya

1973  doğumlu Oscar De La Hoya, 10 şampiyonluk kazandı. “Altın çocuk” lakaplı boksör 39 galibiyetin 30’unu nakavtla kazanırken sadece 6 kez mağlup oldu.

8. Willie Pep

1922 doğumlu Willie Pep, 1940-1966 yılları arasında ringlerdeki en iyi boksördü. 224 galibiyetten 65 tanesini nakavtla sonuçlandırdı.

9. Rocky Marciano

1923 doğumlu yenilmek bilmeyen ağır sıklet boks şampiyonu Rocky Marciano İtalyan asıllı ABD’li bir sporcudur. 49 galibiyetin 43’ünü nakavtla sonuçlandıran boksörün hiç yenilgisi yok. Sylvester Stalone’nin Rocky serisi filmlerinde hemşehrisi Marciano’dan esinlendiği düşünülmektedir.

10. Henry Armstrong

“Katil Hank” lakaplı 1912 doğumlu Henry Amstrong,  1931-1945 yılları arasında ringlerde fırtına gibi esti. 150 galibiyetten 100’ünü nakavtla sonuçlandırdı.

Bu efsane boksörler arasında herkesin bir, hatta bir çok kişinin birden fazla favorisi olduğundan hiç şüphe yok.

Şeytana ruhunu satan efsanevi blues sanatçısı: Robert Johnson

Robert Johnson, Eric Clapton, Keith Richards gibi sanatçıları etkilemiş bir müzik efsanesi.

1911’de Missisipi’de doğmuş ve 1938’de, Jimi Hendrix, Janis Joplin, Kurt Cobain, Amy Winehouse, gibi diğer müzik efsaneleri ile aynı kaderi paylaşarak 27 yaşında yaşamını yitirmiştir.

Fakir bir çocukluk geçirmiş, şehir şehir dolaşarak bir çok müzisyenden etkilenmiştir. Gündüzleri çalışıp, geceleri müziklerine konsantre olmaya çalıştıkları için, geceleri gürültüleri ile kimseyi rahatsız etmemek için arkadaşları ile mezarlıklarda pratik yaptıkları bilinir.

Robert Johnson’ın Şeytanla Tanışma Hikayesi

Robert aslında vasat bir müzisyendir ve günlerden bir gün ortadan kaybolur. 1-2 yıl sonra geri döndüğünde artık harika bir müzisyendir. Anlattığına göre, bir gece mezarlıkta şeytan ile karşılaşır ve ona ruhunu satmayı kabul eder. Şeytan Robert’tan gitarını ister ve gitara yeniden akor yapar. Robert herkese şeytanın akorunu kullandığını söylemiştir ve gerçekten de kimse Robert’ın kullandığı akoru çözememiştir.

Robert Johnson – Me and the Devil Blues

Robert Johnson’ın Ölümü

Yeni yeteneği ile Robert hızla büyür. Kendi hayran kitlesi vardır ve çok başarılıdır. Robert’ın büyük bir kadın hayran kitlesi de olduğu ve performanslarında genelde seyirciden seçtiği sadece bir kadına odaklanarak çaldığı bilinmektedir, bu da doğal olarak bir takım kıskançlık krizlerine sebep olmuştur ve günlerden bir gün çalıştığı barın sahibini, karısı ile yattığı için Robert’ı zehirleyerek öldürür.Belki de şeytanın satın aldığı ruh ile işi bitmiştir ya da burada başlamıştır.

Kendi müziği eşliğinde Robert Johnson’ın hayat hikayesi

Frankfurt elektronik müzik sahnesinin yuvası olan gece kulübü Robert Johnson da adını bu efsaneden alıyor.

Bahsettiğim gece kulübü de aşağıdaki linkte, kışın çok ahım şahım değil de yazın balkonu bahçesi güzel, elektronik müzik severseniz bunu da seversiniz.

http://www.robert-johnson.de

Şeyma Subaşı’dan önce Burning Man Festivali

Daha küçük kitlelere hitap etmesine alışık olduğumuz elektronik müziğin popüler olmasına üzülmüyor değilim ya, neyse. Şeyma Subaşı ilk olarak Burning Man’a ne zaman gitti, ilk selfisini tam olarak ne zaman attı bilemesem de, Türkiye’ye Burning Man’i tanıttığı doğrudur. Şeyma sağolsun artık her mağazada yüz stickerları, simler, taşlar, festival aksesuarları bulmak mümkün. Daha geçen sene, bir dans gösterisi için ufacık bir yüz aksesuarını haftalarca aramıştım, artık böyle  dertlerim yok. Teşekkürler Şeyma.

Sonuç olarak, ecnebilerden aldığımız festival kültürü, festival tüketimi olarak ülkemiz sınırlarına girmiş bulunmakta. Hayırlı olsun.

Peki nedir bu burning man (yanan adam)?

1986’da Larry Harvey ve arkadaşı  Jerry James bir sanat performansı yapmaya karar verirler. Yılın en uzun günü olan 21 Haziran’da kendi yaptıkları, boyu 2 metreyi aşan tahta bir adam figürünü San Franscisco Baker Beach’e götürüp, 12 kişilik bir arkadaş grubu ile benzin döküp yakarlar. Meraklı kalabalık plajda yanan figürün etrafına toplanıp izlemeye, alkışlamaya başlar ve hikaye buradan kopar.

1986 Yılının Yanan Adamı’nın temsil edildiği 1987 yılına ait El ilanı, Kaynak: burningman.org

Benzinin yanıcılık gücünü düşündüğünüzde biraz ürkütücü ancak takdire şayan bir görüntü oluşmuştur. Birden, pantolonunu kafasına geçirmiş bir hippie ortaya çıkar ve gitarını alıp ateşle ilgili bir şarkı söylemeye başlar. İnsanlar şarkıya eşlik eder. Daha sonra bir kadın koşarak yanan adamın, anlaşılan henüz yanmamış olan elinden tutup beklemeye başlar. Bir sanat performansı, sergilendiği anda kendi kitlesini oluşturmuş ve bir etkinliğe dönüşmüştür bile.  (kaynak: https://burningman.org/timeline/). Bunu takip eden her sene yanan adam büyüyerek yanmaya devam edecektir.

1987, İkinci Yanan Adam, Fotoğraf: Steward Harvey, Kaynak: burningman.org

Aşağıda 1991 yılı versiyonu Burning Man’e ait bir video bulabilirsiniz. Videoda her yerini taşlarla süslemiş kızlar yerine, derin bir deneyimin peşinde koşan bir grup insan bulacaksınız. Gerçek hayatlarından kaçıp kısa süreliğine özgürlüğe kavuşan bir grup insan.

Bizim büyükler, nerede o eski bayramlar derken, Kate ve John’un büyükleri nerede o eski festivaller diyor olsa gerek. Benim de yıllardır aklımda yılın en uzun gecesi 21 Aralık’ta bir sanat performansı yapmak var, taklit değil esinlenmek diyelim, düşünmeye devam.

Festivalin 2010’lu yıllar versiyonu ise tabii ki tüketime yönelmiş ancak benzersiz sanat etkinlikleri ile karşılaşacağınız harika bir festival. Gittim mi? Gitmedim. Gider miyim? Keşke. O zaman bu da yeni jenerasyon yanan adamcılara gelsin. Atmosfere bakar mısınız? Vay be.

Biletler de buradaymış: https://tickets.burningman.org

Etkinlik için İlk Defa ‘Burning Man’ isminin kullanıldığı 1988 senesinden bir poster, Fotoğraf: Edward Ingraham, Kaynak: burningman.org

Uzaya gönderilen ilk kozmonot köpek Laika’nın trajik öyküsü

Soğuk savaş döneminde gündeme gelen uzay araştırmaları ABD ile SSCB arasında kıyasıya bir rekabete dönüşür. SSCB, 1957 yılının Kasım ayında uzay yolculuğunun insanlar için ne kadar güvenli olduğunu test etmek üzere Sputnik 2 adlı uzay aracı ile bir sokak köpeğini uzaya gönderme karar verir.

1. Sputnik 2’de görevlendirilmek üzere 3 sokak köpeği bulunur.

Her şeyden habersiz şekilde sokaklarda koşturan Laika, Albina ve Muşka bir anda kendini uzay araştırma merkezinin soğuk odalarında bulur.

2. Uzay eğitimi başlar.

Eğitim verilen köpekler dar uydu kapsülüne uyum sağlayabilmek için 20 gün boyunca kademeli olarak küçültülen kafeslerde tutulur.

3. Görev Laika’ya verilir.

Uzaya gitme görevi çok akıllı ve itaatkar olan 3 yaşındaki dişi Laika’ya verilir. Diğer arkadaşları Muşka ve Albina ise başka görevlerde kullanılacaktır.

4. Yolculuk öncesi son 3 gün.

Laika, son 3 gününü Sputnik 2’ye yerleştirilmek üzere hazırlanan küçücük kapsülün içinde geçirir.

5. Laika’nın geri dönüşü olmayacağı bilinen yolculuğu tüm dünyada tartışmalara sebep olur.

Daily Mirror gazetesi “Köpek ölecek ve onu kurtaramıyoruz” manşetiyle yayınlanır.

National Canine Defense League, tüm ülkeyi her gün saat 11’de  bir dakikalık saygı duruşuna davet eder.

New York‘taki Birleşmiş Milletler önünde ise köpek sahipleri eylemler düzenler.

6. İlk uzay yolcusu, son gecesini mutlu geçirir.

Projede araştırmacı olarak görev alan Vladimir Yazdovski, Sputnik 2 fırlatılmadan bir gece önce Laika’yı eve götürür. Laika, son gecesini mutlu geçirir.

7. Laika 3 Kasım 1957’de, Sputnik 2’nin dar kapsülünde, yaşamsal verilerinin izleneceği kablolara bağlı şekilde bir daha hiç geri dönmemek üzere uzaya fırlatılır.

Göz göre göre ölüme gönderilen Laika, İlk kozmonot köpek olmanın yanı sıra, uzaya gönderilen ve orada ölen ilk canlıdır. Yapılan resmi açıklamaya göre Laika, bir hafta sonra hiç acı çekmeden ölmüştür.

1998 yılında Laika’yı uzaya gönderilmesinden sorumlu Oleg Gazenko, köpeğin ölmesine izin verdiği için duyduğu pişmanlığı: “Hayvanlarla çalışmak hepimiz için ızdırap. Onlar konuşamayan bebekler gibi. Zaman geçtikçe bunun için olan üzüntüm artıyor. Bunu yapmamalıydık; bu görevden köpeğin ölümüne değecek kadar şey öğrenmedik. diye dile getirir.

2002 yılında Sputnik 2 projesinde görev alan bir başka bilim adamı Dimitri Malaşenkov, Laika’nın kalkıştan bir hafta sonra değil, 6-7 saat sonra aşırı ısınma sebebi ile öldüğünü açıklar.

8. Laika’nın hüzünlü hikâyesi hiç unutulmadı.

Anısına şarkılar bestelendi, pullar basıldı, oyuncaklar yapıldı, heykeller dikildi ve rölyefler yapılır.

Jonathan Coulton – Space Doggity

Sanatçı John Holcroft’dan modern çağı eleştiren illüstrasyonlar

The Guardian ve BBC gibi yayın kuruluşlarında çalışmış olan dünyaca ünlü İngiliz illüstratör John Holcroft’ın 1950’ler tarzı retro reklam çizimleri ile günlük hayatı eleştiren birbirinden ilginç çalışmaları internet platformlarında hızla yayılıyor.

Çocukluğundan beri çizim yapan Holcroft’ın; David Cutter ve Edward Hopper gibi önemli sanatçılara hayranlık duyduğu bilinir. 2000’li yılların başında teknoloji ile tanışma imkanı bulup dijital çizim programları ile tanışan sanatçı yaşadığı çağın problemlerini eleştiren karakteristik bir tarzı vardır.

1. Konu biraz klişe olacak ama banka sahipleri yine her zamanki gibi iş başında.

2. Sevdiklerinizin egosuna katkıda bulunmayı ihmal etmeyin..

3. Yurt genelinde gerçekleşen ekonomik dalgalanma bir çok vatandaşı derinden etkiliyor.

4. En büyük, en güçlü, en cart-curt olabilmek için daha çok çalışmak gerek. Ne demişler, para parayı çeker..

5. Bence pembe kıyafet üzerinde daha iyi olur, dur göstereyim hemen..

6. Sizin de diğer insanlar gibi mutlu olmaya hakkınız var, vakit kaybetmeden hemen bir mutluluk seti satın alın..

7. Bak evladım; eğer maaşla ilgili şikayetin varsa bizim için hiç sorun değil, bu işi yapmak için sırada bekleyen kaç kişi var biliyor musun..

8. Sağlık hizmeti alabilmek için ödediğiniz ücret sadece katılım payı. Sağlık hizmetlerinin tamamen ücretsiz olduğunu söylememize gerek bile yok..

9. Canım kızıma en sevdiği yiyecekleri aldım. Tabağındakileri bitirirse ona son model Ayfon alacağım, diğer arkadaşlarının hepsinde varmış. Biraz pahalı ama olsun, ne de olsa evlatlarımız her şeyden önce geliyor, onlar için çalışıyoruz..

10. Her genç kız gibi kendime zengin bir koca arıyorum, buralarda bolca varmış..

Nesli tükenmekte olan 3 safkan Trabzon köpeği

Trabzon ve civarında yetişen, nesli tükenmek üzere olan birbirinden güzel saf kan köpek ırkları ne yazık ki yeterince tanınmıyor.

1. Karadeniz Dağ Köpeği

Trabzon yaylalarında çobanların can dostudur. Güçlü ve sağlam karakterlidir, ayı veya kurt gibi vahşi hayvanlara hiç tereddüt etmeden saldırabilir. Sahibine ve işine sadık, yabancılara karşı temkinli ve agresiftir. Koyu sarı, kahverengi, gri, boz ve siyah renklerde görülür. Geniş kafalı ve genellikle kara maskelidir.  Uzun tüylü ve uzun burunludur. 85 cm omuz yüksekliği ve 70 kg ağırlığa kadar çıkabilir.

2. Zerdava (Kapı Köpeği)

Pitbull kadar inatçı ve serttir. Dengeli ve simetrik kare vücutları, dik ve hafif dışa eğimli kulakları, vücut üzerine uzanan kıvrık kuyrukları, kahverengi, ince ve sıkı dudakları, güçlü ayakları ve derin göğüsleri, dar, uzun ve güçlü kafaları vardır. Soğuğa dayanıklıdır; kahverengi-beyaz tüyleri sık ve çift katmanlıdır. Yaygın olarak kahverengi sırt ve karın, beyaz göğüs,  beyaz üzeri kahverengi benekli patileri olur. Koyu renkli yuvarlak gözleri ve samimi bakışları ile etkileyici bir köpektir. Orta büyüklüktedir; ortalama 45–50 cm ve 20–25 kg ağırlığındadır.  Vücutları fazla büyük olmadığı halde, pek geniş olmayan ağızları av için idealdir. Genellikle domuz avında kullanılır, ayrıca iyi bir bekçi köpeğidir. Aşırı zeki, meraklı, becerikli, pratik, cesur ve atılgandır.  Enerjisi yüksek, oyuncu bir ırktır. Sahibine sadıktır ve çocuklarla arası iyidir.

2. Tonya Finosu (Kobi)

Spitz tipi köpeklere benzer. Sadece beyaz renktedir, kıvrık kuyrukları vücut üzerine uzanır, dik kulaklıdır. Bazı bölgelerde “Kobi” olarak da adlandırılır. Sahibinin canlı ve cansız varlıklarını bekleme görevini başarıyla yerine getirir. Küçük olduğu için, genellikle havlayarak sahiplerini uyarır ve yabancıları uzaklaştırır. Enerjisi yüksek, oyuncu bir ırktır; çocuklara iyi anlaşır.