Kategoriler
Sanat

Yaratıcılık sınırlarını zorlayan 10 tuhaf Japon tuvaleti

Tuhaf mi yoksa keyifli mi olduğuna karar veremediğimiz sıra dışı tuvalet tasarımlarının hepsi Japonya’nın Okinava adasında bulunuyor.

Japonların yaratıcı tasarımları ile geçmişten beri pek çok alanda sınırları zorladıkları ise tartışılmaz bir gerçek. İlginç kişilikleriyle dikkat çeken Japonlar çeşitli şeyleri hayvan şekillerine veya sevimli karakterlere benzetmeyi gerçekten çok seviyor. Mobil aplikasyon kullanarak kendi fotoğraflarını sevimli hayvanlara çevirme konusunda oldukça iddialı olan Japonların en azından ayıcıklı şekerlemelerine  rastlamayan yoktur. Japonlar bu tutkuları mimari alanda da kendini gösteriyor.

Gelin bu tuhaf ama eğlenceli tuvalet tasarımlarına gelin birlikte bakalım..

1. Bu dev kütüğün içinde işinizi görürken pencereden bakan bir ağaçkakanla karşılaşma ihtimaliniz yüksek.

2. Beton ve paslı metalden oluşan bu dev böceğin içinde karşılaşacağınız gerçek böcekleri mazur göreceğinizden hiç şüphe yok.

3. Eğitim aslında tuvalette başlar, kimse sizi kandırmasın.

4. Dinazor şeklinde stilize edilmiş bir tuvalet. Her şey kabul ama bu koca yaratığın başının olmaması biraz ürkütücü değil mi?

5. Kendinizi küçük bir balık yerine koyarsanız büyük balık sizi yutmaya dünden razı.

6. Timsah gözüne benzer tek kişilik sıra tuvaletler.

7. Portakalın içinde ihtiyaç görmek gerçekten tuhaf bir duygu olsa gerek. Oysa biz onu soyup baş ucumuza koymaya alışmıştık.

8. Kaplumbağa şeklindeki bu tuvalet sizi başak dünyalara götürecek.

9. Masalsı yapısıyla evcilik oynamak için oldukça müsait gözüken ilginç bir tuvalet.

10. Modernizmi damarlarınızda hissedeceğiniz, bir yandan işinizi görürken diğer yandan içeceğinizi yudumlayacağınız enfes bir mekan.

Kategoriler
Sanat

Hiperrealist sanatçı Jamie Salmon’dan şaşırtıcı heykeller

Gerçekçi yaklaşımla üretilen sanat eserleri günümüzde oldukça ilgi çekiyor. Elbette daha önce bir çok gerçekçi sanat eseri görmüşsünüzdür fakat bu sefer göreceklerinizin gerçek olup olmadığına karar vermekte anlamakta zorlanacağınızı garanti edebiliriz. Sanatçı ürettiği eserle adeta algılarımızla oynuyor.

İngiliz asıllı hiper realist heykeltıraş Jamie Salmon, kendisi gibi gerçekçi heykeller yapan sanatçı arkadaşı Jackie K. Seo ile Kanada’da yaşıyor. Sanatçı ürettiği heykellerde silikon, kauçuk, cam, elyaf, akrilik ve gerçek insan saçı gibi malzemeler kullanıyor.

Heykel yapmaya başlamadan 20 yıldan fazla bir süre film setleri ve televizyon programlarında efekt makyajı yapan sanatçı, öğrendiği ileri düzey makyaj tekniklerini kendi sanat atölyesinde ürettiği heykellere uyguluyor.

David Lynch, Pablo Picasso gibi ünlülerin yanı sıra kendi oto portresini de yapan sanatçı, eserlerini meslektaşı Jackie ile birlikte dünyanın çeşitli yerlerinde sergiliyor.

1. David Lynch

2. Pablo Picasso

3. Yaşlı Otoportre

4. Sumo

5. Yaşlı Adam

6. Üzüntü

7. Chris

Kategoriler
Sanat

Hollywood’un en ünlü figüranı Jesse Heiman

Jesse Heiman, okul yıllarımızda ön sıralarda oturan gözlüklü, sivilceli ve şişman öğrenci tiplemesinin ekranlara yansımış hali. Kendisi ile dizi, reklam ve sinema filmlerinde  sürekli karşılaşmanız mümkün.

Sanki stüdyoları gezerken tesadüfen çekimlere denk gelmiş de arkadan geçerken yakalanmış gibi; dizilerde, filmlerde, reklamlarda her yerde bu adam var. 10 saniyelik reklam filmi için Bar Refaeli ile 60 dakika öpüşmüşlüğü bile var.

Onu tanımıyor olamazsınız!

Hollywood’un meşhur figüranı Jesse Heiman’ın yer aldığı yapımlardan bazılarına  göz atalım.

1. Yeri geldi fastfood personeli oldu.

The Mindy Project

2. Yeri geldi çizgi roman dükkanında vakit geçirdi.

The Big Bang Theory

3. Kimi zaman ev davetlerine katıldı.

It’s Always Sunny in Philadelphia

4. Bazen sessizce arkadan geçip gitti.

Parks and Recreation

5. Bazen Chuck’la aynı işyerinde çalıştı.

Chuck

6. Facebook kurulurken bile oradaydı.

The Social Network

7. Slayt makinesi onun kontrolünde.

Glee

8. Başrol oyuncuları ile aynı sahneyi paylaştığını kimse inkar edemez.

Curb Your Enthusiasm

9. Johnny Drama bile onun arkasında oynadı.

Entourage

 10. Kimi zaman soyunma odasındaydı.

My Name is Earl

 11. Bazı sahnelerde zor görünse de gözden kaçmıyor.

Arrested Development

12. Peter Parker’la aynı okuldaydı.

Spider – Man

13. Leonardo Di Caprio’nun sınıf arkadaşı.

Catch Me if You Can

14. American Pie gibi kült bir filmde olmasa olmazdı.

American Pie 2

15. Ev partilerinin paylaşılamayan çocuğu oldu.

The Rules of Attraction

16. Bar Rafaeli ile..

Go Daddy Super Bowl Reklamı

Kategoriler
Sanat

Çocuk çizimlerini bez oyuncaklara dönüştüren sanatçı

Wendy Tsao, ilk oyuncağını 4 yaşındaki oğlu Dani’nin çiziminden faydalanarak yaptı.

Okuldan, çocukların evden oyuncak getirmesi istenmişti. Oğlunun en sevdiği oyuncağın kaybolmasından korkan baba, okula göndermek üzere yeni bir oyuncak yapmaya karar verdi ve ilk oyuncağını oğluna ait bir kardan adam çiziminden faydalanarak yaptı.

Wendy Tsao, 5 yıl sonra Child’s Own Studio adlı bir atölye kurarak çocukların çizimlerini bez oyuncaklara dönüştürmeye karar verdi ve şu anda dünyanın her yerinden çok sayıda sipariş alıyor.

Siz de çocuklarınıza ait çizimlerin oyuncaklara dönüşmesini sağlayabilirsiniz.

Wendy, oyuncakları üretirken mümkün olduğunca her detaya sadık kalmaya çalışıyor. Mutlu eden bir süreçle ilgilenmenin çok keyifli olduğunu belirten Wendy, tamamlanan oyuncakları hemen postaya veriyor ve oyuncaklar gerçek yaratıcıları tarafından teslim alınıyor.

Buyurun, birbirinden ilginç çizimlere ve gerçek oyuncaklara dönüşmüş hallerine birlikte bakalım..

Kategoriler
Mimarlık Sanat Tarih

Tanrılara adanmış en büyüleyici mimari yapıt: Panteon

Roma’da bulunan Panteon, görkemli kubbesi ile dünyanın en önemli anıtsal yapıları arasındadır. Kelime olarak Tüm Tanrılar anlamına gelir. Bir mimarlık harikası olmasına rağmen mimarı bilinmez.

Michelangelo Panteon’u ilk gördüğünde; bu yapının insan işi değil, ancak meleklerin işi olabileceğini söyler.

1. M.Ö. 27 yılında Pagan tapınağı olarak inşa edilmiş

Yangınlar ve isyanlarda tahrip olan yapı, M.S. 126 yılında İmparator Hadrian tarafından bugünkü haline en yakın şekilde yapılmış.

2. Roma’nın en iyi korunmuş antik yapısı

Tarihi yapı, M.S. 608 civarı kiliseye çevrildiği için iyi bir şekilde korunabilmiş.

3. Burayı üç kere konsül seçilen Lucius oğlu Marcus Agrippa yaptırmış

Giriş kısmında M.AGRIPPA.L.F.COSTERTIUM.FECIT yazar.

4. Kubbenin ortasında bulunan boşluğa Latince “göz” anlamına gelen “Oculus” ismi verilmiş

Zemindeki giderler sayesinde yağmur yağdığında yapının içini su basmıyor.

5. Oculus ile ilgili pek çok efsane bulunur

Dev yapının tepesinden içeri süzülen gün ışığı yücelik hissi yaratır ve mekanın büyüleyiciliğini vurgular.

6. Yapı yüksekliği ve kubbe çapı 43,3 metre

7. Bir zamanlar altın olduğu söylenen dev bronz kapı

4.9 metre eninde ve 7.53 metre yüksekliğindeki anıtsal bronz kapı, Roma dönemi kapılarının bilinen en büyüğüdür.

8. İtalya’nın ilk iki kralı Vittorio Emanuele II ve Umberto I gibi önemli kişilerin lahitleri burada bulunur

Kategoriler
Sanat

Koreli sanatçıdan mutluluğun tarifi niteliğinde illüstrasyonlar

Myeong-Minho adlı Güney Koreli sanatçı, birbirinden etkileyici illüstrasyon çalışmaları ile dünyanın dört bir yanından insanların ilgisini çekmeyi başarıyor.

Sanatçı, sıradan bir çiftin günlük hayatına dair samimi ve sıcak anları resmediyor. Bir çok çalışmada görülen kedi, sanatçının gerçek hayatta sahip olduğu Dorim adlı kedidir.

Dorim ile tanışmaları çok ilginç. 2016 yılının sonbaharında Dorimcheon nehrinin kenarında çizim yaparken bir kadın gelip yavru kediyi bir kaç dakika tutmasını rica ediyor ve ardından kayıplara karışıyor. Myeong-Minho tabi ki yavru kediye kıyamıyor ve onu ömürlük yuvasına götürüyor.

Sizi, başarılı sanatçının içinizi ısıtacak çalışmaları ile baş başa bırakalım.

Instagram | Grafolio

1. Rutin işler

2. İyi geceler

3. Yeni yıl gecesi

4. Paylaşmak

5. Mutluluğu bulmak

6. Güzel bir hafta sonu

7. Yorucu bir gün sonu

7. Mutlu anılar

8. Birlikte film izlemek

9. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur

10. Sabah kahvaltısı

11. Romantik bir doğum günü

12. Aynı kitabı okumak

13. Mutluluğun resmi

14. Komik şeyler anlatmak

15. Çiçeklerle ilgilenmek

16. Gerçeği anlattıktan sonraki korku

Kategoriler
Mimarlık Sanat

Gaudi’den bir sanat ve mimarlık başyapıtı: Casa Mila

Modern mimarlığın başlıca yapıtlarından olan Casa Mila 1906 ve 1912 yılları arasında Antoni Gaudi tarafından, iş adamı Pere Mila i Camps ve eşi Roser Segimon i Artells için inşa edilir. Kayadan oyulmuş izlenimi veren doğal taş cephesi nedeni ile La Pedrera: Taş Ocağı olarak da adlandırılır. Barselona’nın en ünlü ve etkileyici yapılarından Casa Mila, 1984 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girer.

Casa Mila Türkçe’de Yeni Sanat anlamına gelen Ar Nuvo (Art Nouveau) stilindedir

Klasik estetik anlayışına tepki olarak ortaya çıkan Ar Nuvo, kıvrımlı hatlar ve bitki desenlerinin sıklıkla kullanıldığı, zarif dekoratif süslemeleri ile bilinir. Gaudi’nin doğadan esinlenerek, organik formlarla tasarladığı Casa Mila eşi bulunmaz özgün bir mimarlık harikası.

İçinde Gaudi’ye adanmış bir müze, Caixa de Catalunya Galerisi ve özel konutlar bulunuyor

Üst katı, çatı arası ve çatı alanı ziyarete açıktır. Ayrı girişleri olan iki bloktan oluşan, bodrum dahil dokuz katlı binada, farklı katlarda yaşayan kişilerin sosyal etkileşim sağlayabilmesi için her iki katta bir asansör kullanılmış.

Birbirinden farklı kat planları, geniş pencereler ve iç avlular sayesinde aydınlık iç mekanları, özel balkon ferforjeleri, heykel bacaları ve farklı yüksekliklerde kemerlerden oluşan çatı konstrüksiyonuyla büyüleyici bir şaheser.

Görkemli giriş kapısı, mitoloji ve bitkileri referans alan tavan ve duvar resimleri, sandalyesinden, koltuğuna ve kapı kulpundan dolap kulpuna  kadar her detayı Gaudi tarafından özenle tasarlanmış bütünsel bir mimari örneği.

Casa Mila Gaudi’nin Sagrada Familia Kilisesi’nden önceki son yapıtıdır.

La Pedrera – Doğanın başyapıtı

Kategoriler
Sanat

Şeytana ruhunu satan efsanevi blues sanatçısı: Robert Johnson

Robert Johnson, Eric Clapton, Keith Richards gibi sanatçıları etkilemiş bir müzik efsanesi.

1911’de Missisipi’de doğmuş ve 1938’de, Jimi Hendrix, Janis Joplin, Kurt Cobain, Amy Winehouse, gibi diğer müzik efsaneleri ile aynı kaderi paylaşarak 27 yaşında yaşamını yitirmiştir.

Fakir bir çocukluk geçirmiş, şehir şehir dolaşarak bir çok müzisyenden etkilenmiştir. Gündüzleri çalışıp, geceleri müziklerine konsantre olmaya çalıştıkları için, geceleri gürültüleri ile kimseyi rahatsız etmemek için arkadaşları ile mezarlıklarda pratik yaptıkları bilinir.

Robert Johnson’ın Şeytanla Tanışma Hikayesi

Robert aslında vasat bir müzisyendir ve günlerden bir gün ortadan kaybolur. 1-2 yıl sonra geri döndüğünde artık harika bir müzisyendir. Anlattığına göre, bir gece mezarlıkta şeytan ile karşılaşır ve ona ruhunu satmayı kabul eder. Şeytan Robert’tan gitarını ister ve gitara yeniden akor yapar. Robert herkese şeytanın akorunu kullandığını söylemiştir ve gerçekten de kimse Robert’ın kullandığı akoru çözememiştir.

Robert Johnson – Me and the Devil Blues

Robert Johnson’ın Ölümü

Yeni yeteneği ile Robert hızla büyür. Kendi hayran kitlesi vardır ve çok başarılıdır. Robert’ın büyük bir kadın hayran kitlesi de olduğu ve performanslarında genelde seyirciden seçtiği sadece bir kadına odaklanarak çaldığı bilinmektedir, bu da doğal olarak bir takım kıskançlık krizlerine sebep olmuştur ve günlerden bir gün çalıştığı barın sahibini, karısı ile yattığı için Robert’ı zehirleyerek öldürür.Belki de şeytanın satın aldığı ruh ile işi bitmiştir ya da burada başlamıştır.

Kendi müziği eşliğinde Robert Johnson’ın hayat hikayesi

Frankfurt elektronik müzik sahnesinin yuvası olan gece kulübü Robert Johnson da adını bu efsaneden alıyor.

Bahsettiğim gece kulübü de aşağıdaki linkte, kışın çok ahım şahım değil de yazın balkonu bahçesi güzel, elektronik müzik severseniz bunu da seversiniz.

Robert Johnson

Kategoriler
Sanat

Şeyma Subaşı’dan önce Burning Man Festivali

Daha küçük kitlelere hitap etmesine alışık olduğumuz elektronik müziğin popüler olmasına üzülmüyor değiliz ya, neyse.. Şeyma Subaşı ilk olarak Burning Man Festivali‘ne ne zaman gitti, ilk selfisini ne zaman attı bilinmese de, Türkiye’ye Burning Man’i tanıttığı doğrudur. Şeyma sağolsun artık bir çok mağazada yüz stickerları, simler, taşlar gibi festival aksesuarları bulmak mümkün.

Sonuç olarak, ecnebilerden aldığımız festival kültürü, festival tüketimi olarak ülkemiz sınırlarına girmiş bulunmakta. Hayırlı olsun..

Peki nedir bu Burning Man (Yanan Adam)?

1986’da Larry Harvey ve arkadaşı  Jerry James bir sanat performansı yapmaya karar verirler. Yılın en uzun günü olan 21 Haziran’da kendi yaptıkları, boyu 2 metreyi aşan tahta bir adam figürünü San Franscisco Baker Beach’e götürüp, 12 kişilik bir arkadaş grubu ile benzin döküp yakarlar. Meraklı kalabalık plajda yanan figürün etrafına toplanıp izlemeye, alkışlamaya başlar ve hikaye buradan kopar.

1986 Yılının Yanan Adamı’nın temsil edildiği 1987 yılına ait el ilanı. Kaynak: burningman.org

Benzinin yanıcılık gücünü düşündüğünüzde biraz ürkütücü ancak takdire şayan bir görüntü oluşmuştur. Birden, pantolonunu kafasına geçirmiş bir hippie ortaya çıkar ve gitarını alıp ateşle ilgili bir şarkı söylemeye başlar. İnsanlar şarkıya eşlik eder. Daha sonra bir kadın koşarak yanan adamın, anlaşılan henüz yanmamış olan elinden tutup beklemeye başlar. Bir sanat performansı, sergilendiği anda kendi kitlesini oluşturmuş ve bir etkinliğe dönüşmüştür bile.  (kaynak: https://burningman.org/timeline/). Bunu takip eden her sene yanan adam büyüyerek yanmaya devam edecektir.

1987, İkinci Yanan Adam, Fotoğraf: Steward Harvey, Kaynak: burningman.org

Aşağıda 1991 yılı versiyonu Burning Man’e ait bir video bulabilirsiniz. Videoda her yerini taşlarla süslemiş kızlar yerine, derin bir deneyimin peşinde koşan bir grup insan bulacaksınız. Gerçek hayatlarından kaçıp kısa süreliğine özgürlüğe kavuşan bir grup insan.

Bizim büyükler, nerede o eski bayramlar derken, Kate ve John’un büyükleri nerede o eski festivaller diyor olsa gerek. Benim de yıllardır aklımda yılın en uzun gecesi 21 Aralık’ta bir sanat performansı yapmak var, taklit değil esinlenmek diyelim, düşünmeye devam.

Festivalin 2010’lu yıllar versiyonu ise tabii ki tüketime yönelmiş ancak benzersiz sanat etkinlikleri ile karşılaşacağınız harika bir festival. Gittim mi? Gitmedim. Gider miyim? Keşke. O zaman bu da yeni jenerasyon yanan adamcılara gelsin. Atmosfere bakar mısınız? Vay be.

Biletler de buradaymış: https://tickets.burningman.org

Etkinlik için İlk Defa ‘Burning Man’ isminin kullanıldığı 1988 senesinden bir poster, Fotoğraf: Edward Ingraham, Kaynak: burningman.org

Kategoriler
Sanat

Sanatçı John Holcroft’dan modern çağı eleştiren illüstrasyonlar

The Guardian ve BBC gibi yayın kuruluşlarında çalışmış olan dünyaca ünlü İngiliz illüstratör John Holcroft’ın 1950’ler tarzı retro reklam çizimleri ile günlük hayatı eleştiren birbirinden ilginç çalışmaları internet platformlarında hızla yayılıyor.

Çocukluğundan beri çizim yapan Holcroft’ın; David Cutter ve Edward Hopper gibi önemli sanatçılara hayranlık duyduğu bilinir. 2000’li yılların başında teknoloji ile tanışma imkanı bulup dijital çizim programları ile tanışan sanatçı yaşadığı çağın problemlerini eleştiren karakteristik bir tarzı vardır.

1. Konu biraz klişe olacak ama banka sahipleri yine her zamanki gibi iş başında

2. Sevdiklerinizin egosuna katkıda bulunmayı ihmal etmeyin

3. Yurt genelinde gerçekleşen ekonomik dalgalanma bir çok vatandaşı derinden etkiliyor

4. En büyük, en güçlü, en cart-curt olabilmek için daha çok çalışmak gerek. Ne demişler, para parayı çeker

5. Bence pembe kıyafet üzerinde daha iyi olur, dur göstereyim hemen

6. Sizin de diğer insanlar gibi mutlu olmaya hakkınız var, vakit kaybetmeden hemen bir mutluluk seti satın alın

7. Bak evladım; eğer maaşla ilgili şikayetin varsa bizim için hiç sorun değil, bu işi yapmak için sırada bekleyen kaç kişi var biliyor musun

8. Sağlık hizmeti alabilmek için ödediğiniz ücret sadece katılım payı. Sağlık hizmetlerinin tamamen ücretsiz olduğunu söylememize gerek bile yok

9. Canım kızıma en sevdiği yiyecekleri aldım. Tabağındakileri bitirirse ona son model Ayfon alacağım, diğer arkadaşlarının hepsinde varmış. Biraz pahalı ama olsun, ne de olsa evlatlarımız her şeyden önce geliyor, onlar için çalışıyoruz

10. Her genç kız gibi kendime zengin bir koca arıyorum, buralarda bolca varmış

Kategoriler
Sanat Yemek

Sizi kurabiye yapmaya teşvik edecek ilginç merdaneler

Rusya’nın Astrahan şehrinde yaşayan ahşap sanatçısı Vera Bukreeva, olağanüstü güzellikte el yapımı merdaneler üreterek internet üzerinden pazarlıyor. Vera, 28 yaşından itibaren yaptığı ve çok sevdiği mesleği ile kadınlar arasında hep farklı bir yere sahip olduğunu ifade ediyor. Atölyesinden ağacı kokusu eksik olmuyor. Merdaneler üzerindeki tüm etkileyici motifler Vera’nın kendi hayal ürünü ve el işçiliğidir.

Vera’nın Texturra adlı atölyesi size ayrıca enfes bir kurabiye tarifi sunuyor:

Malzemeler:
230 gram tereyağı
170 gram toz şeker
1 yumurta
1-2 çay kaşığı vanilya özü ve badem (isteğe bağlı)
1 çay kaşığı ucu tuz
400-440 gr buğday unu

Tereyağına toz şeker ilave ederek karıştırın; yumurta, vanilya, badem ve tuz ilave edin.Unu sürekli olarak katlayarak koyun.Hamuru 30 dakika buzdolabında bekletin.Sonrasında 5-8 mm’lik bir tabaka halinde düzleştirin.Üzerine yapışmaması için biraz un serpin.Oymalı merdane ile yavaş ve eşit bir şekilde üzerinden geçin.Kalıp yardımı ile kestiğiniz kurabiyeleri yağladığınız tepsiye yerleştirin.200 derece sıcaklıktaki fırında 7-9 dakika pişirin.Kurabiyelerin üst kısmı altın rengini almaya başladığında hazırdır.

Afiyet olsun!

Detaylı Bilgi: livemaster.com

Kategoriler
Moda Sanat

Makyaj sanatçısı Hamel Patel’den Hintli Disney prensesleri

ABD’nin Kuzey Karolina eyaletinde yaşayan 1997 doğumlu model ve makyaj sanatçısı Hamel Patel, mesleki tecrübe ve kültürel birikiminden yararlanarak, Disney prenseslerinin yerine kendisini koymaya karar verir.

Öteden beri moda ve güzellik dünyasının ilham kaynağı olan Disney prenseslerini geleneksel Hint modası ile sentezleyerek bir anda tüm dünyanın ilgisini çeken Hamel, başarılı makyajla herkesin bir Disney prensesleri kadar etkileyici olabileceğine dikkat çeker.

Pamuk Prenses’ten Sindirella’ya kadar 8 önemli Disney karakterlerini Geleneksel Hint tarzıyla yorumlayarak yerel kültürüne gönderme yapmasının yanı sıra, kullandığı çarpıcı renkler, zarif elbiseler, etkileyici makyaj ve şatafatlı takılar Disney prenseslerinin büyüleyici dünyası ile tamamen uyumlu bir haldedir.

Hamel Patel

1. Yasemin (Aladdin’in Sihirli Lambası)

2. Pamuk Prenses (Pamuk Prenses ve 7 Cüceler)

3. Sindirella (Kül Kedisi)

4. Pokahontas

5. Belle (Güzel ve Çirkin)

6. Ariel (Küçük Deniz Kızı)

7. Mulan (Güzel ve Çirkin)

8. Prenses Aurora (Uyuyan Güzel)